26 Temmuz 2014 Cumartesi

ÜMİTLENMEKTE HAKLIYDIK

Ve Çağla ASTANAda100.000$ lık ITF turnuvasında finale çıkarak kariyerinin en büyük başarısına imza attı.2 Temmuz tarihli "ASLINDA UMİTLENMELIYIZ"basliklı gönderimi yeniden okursanız bunun ,başarının , gerekleri yerine getirildiginde kaçınılmaz olduğunun bir ispatı olduğunu görürsünüz.

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

19 Temmuz 2014 Cumartesi

BAŞARININ BEDELİ

Başarıyla ilgili çok basit bir matematik kural vardır:Hayatınızın herhangi bir alanında istediğiniz noktada değilseniz daha çok çalışmanız gerekir.
                   Son iki yıldır olabileceğinin en iyisini olmayı amaçlayan bir gençle çalışıyorum:Kaya Göre
Başlangıçta haftada onsekiz saat antrenman yapıyorduk.Birlikte Rusya,İngiltere ve Fransada Dünya Şampiyonası sayılan üç tane  ondört yaş turnuvasına gittik.Sonuçlar üzücüydü:Hepsinde  iyi mücadele etmesine rağmen ilk turda elendi.Dönüşte radikal bir kararla antrenman süresini yüzde elli arttırıp haftada yirmiyedi saat yaptık ve hemen karşılığını aldık.İlk olarak Portekizde ikinci grade(kademe) bir turnuva kazandı, ardından Almanyada birinci grade bir turnuvada şampiyon olarak bu seviyedeki turnuvalarda bunu başaran ilk Türk genci oldu.Şu sıralar haftada otuzaltı saat çalışıyor.Yaklaşık bir ay önce onbeş yaşında olmasına rağmen katıldığı onaltı yaş Milli takım seçmesinde daha önce hiç yenemediği,favori gösterilen oyuncuları set vermeden yenerek bir numara oynamaya hak kazandı ve herkesi şaşırttı.Böylece kuralın doğruluğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.
                   Dünyanın en iyi yaşam koçlarından Brian Tracy bu konuyla ilgili olarak ''Bahane yok'' isimli kitabında:''Zirvedekiler kendi alanlarında haftada kırk saatin üzerinde çalışırlar.Bu süre,elli, hatta altmış saate ulaşabilir.''diyor.Başarının bedeli bu ve bunu yapmak çok ama çok yüksek bir disiplin ve kararlılık gerektiriyor.
.


             

8 Temmuz 2014 Salı

BİR MATEMATİK KURALI YAŞAMA DAİR NE ÖĞRETİR

İhtiyaç buluşun anasıdır.-

                                                                             İngiliz Atasözü


1987 yılının sıcak bir yaz günü tenis kulübünün kapısından girdiğimde aslında biraz endişeliydim.Az sonra çok önemli bir lig karşılaşmasında takımın iki numarası olarak en önce  sahaya çıkacak ve alınacak sonucu çok etkileyecek bir kader maçı oynayacaktım.Üstelik o sıralar mental olarak oldukça formsuzdum ve nasıl oynayacağımı hiç bilmiyordum.Lokalin hemen girişinde duvarda Mats Vilander’in büyük bir posteri asılıydı.Fransa Açık Turnuvasında ilk şampiyonluğunu idrak ettiği anki sevincinin fotoğrafı.Bu nasıl bir duyguydu kim bilir?Birden ,durup dururken düşüncelerim beni orta okuldaki bir matematik dersine geri götürdü.Bilinçaltı insana bazen böyle oyunlar oynar.O derste genç bir Fransız öğretmen bize tersine çevrilebilirlik yasasını öğretmişti.Buna göre  toplama işlemi çift yönlü ,yani tersine çevrilebilir bir işlemdi.(2+1=3,1+2=3)Anck bu kural çıkartma için geçerli değildi.(2-1=1,1-2=-1)
             Bana o an çılgınca gelen bir fikir aniden aklıma düşüverdi.Acaba bu kural teniste de  da geçerli olabilir miydi?Yani bir insan bir maçı kazandığında seviniyorsa,sevinç duygusuyla maç kazanabilir miydi?İçsel kılavuzluk sistemim bana bunun denemeye değer olduğunu söylüyordu.Zaten o anda aklıma gelen başka bir fikir de yoktu,tıkanmış durumdaydım.Bütün taktik düşünceleri bir kenara bırakıp bu fikre odaklanmaya karar verdim.
          Yaklaşık iki saat sonra zor bir maçı olağanüstü bir istatistikle kazandığım için herkes beni tebrik ediyordu.Özellikle servisle  aldığım puanlar çok fazlaydı.Yaptığım tek şey sevinç duygusunu deneyimlemek ve bu duyguyla oynamak olmuştu .Bunu başarmak için size sevinç veren birisini veya bir şeyi aklınıza getirmek yeterlidir.Sadece sevinmiş ve topa vurmuştum.Daha sonraları bu konuyla ilgili birkaç kitap elime geçti.Neşe ,sevinç ve kendine güven gibi güçlü ve  olumlu duyguların ,şampiyonların yüksek performans anlarındaki ortak duyguları olduğunu öğrendim.Ben bir mecburiyet durumunda ,biraz da ilahi yardımla bunu kendim keşfetmek zorunda kalmıştım.Bu olay, benim düşünce ve  duygu yönetiminin önemini kavramamı sağladı.Gerçekten birinci derecede öneme sahip çünki teniste geçerli olan günlük yaşamda da geçerlidir ve tenis yaşamın provasıdır.
                                                                                                






                    
                                                                                                           

5 Temmuz 2014 Cumartesi

ASLINDA ÜMİTLENMELİYİZ

                                                                                                                    4.7.2014
Wimbledon’un ardından Türk tenis camiasında bir moralsizlik rüzgarı esti.’Neden bizim de büyük oyuncularımız yok,bu sistemle olmaz,karamsar  olmalıyız’ vs gibi pek çok şey yazıldı,çizildi.Hatırlamamız gereken ilk şey, bu tür düşüncelerin kimseye ve tenisimize hiçbir faydası olmayacağıdır.

       Bugünlerde bana büyük heyecan ve umut veren bir oyuncu var:Çağla Büyükakçay.Bu kız başarı sanki  garantiymiş gibi kendini tamamen oyuna adadı ve hergün sabahtan akşama kadar sahada   ter döküyor.Sonucunu hep beraber gördük:Gittikçe yükselen bir başarı grafiği yakaladı,önce Akdeniz Oyunlarını kazanarak Türk Tenis tarihine geçti ,adını ölümsüzleştirdi-bundan daha çok yaşama  anlam kazandıran bir şey olamaz-daha sonra Malezyada WTA turnuvasında çeyrek final oynadı,yine Almanyada ayni düzeyde bir turnuvada tur geçti, böylece  artık farklı bir ligde olduğunu kanıtladı.Bu tüm Türk gençierinin ihtiyaç duyduğu  modeldir.                                                                                    Aslında bizim tek eksiğimiz var o da çalışmak.Profesyonel seviyede başarılı olmak için haftada kırk saatin üzerinde antrenman gerekir.Peki bunu yapan kim var?İşte Çağla’nın başarısının sebebi bu.Kırkbeş yıllık tenis hayatımda yapılan hiçbir çalışmanın karşılıksız kaldığını görmedim.Sistem rezalet olabilir-zaten hiçbir zaman iyi olmadı-size karşı çalışan sayısız faktör olabilir.Bütün bunlara rağmen sizin yapmanız gereken şartlara uyum sağlamak ve başarının kaçınılmaz olduğunu hep aklınızda tutarak deli gibi çalışmaktır.Bunu yaptığınızda Çağla Büyükakçay olursunuz.Bu gerçekten yapması muazzam zor olan bir iştir ama ayni zamanda kararlı olan herkesin bunu başaracak potansiyeli var.